Posta gazetesi köşe yazarlarından olan Halim Bahadır’ın ‘TutunuÅŸ’ isimli romanı yayımlandı. Bahadır, romanda ihanete uÄŸramış olan bir erkeÄŸin acılarını anlatıyor.
Posta gazetesinin ‘Romantik İsyankarı (Gazetedeki köşesinin adı bu) Halim Bahadır’ın ‘TutunuÅŸ’ isimli romanı çıktı. Nokta Yayınları tarafından yayımlanan romanın kapağında ‘Aldatılan erkeÄŸin dünyasına soluksuz bir yolculuk’ yazıyor.
Bizim Bahadır’ın kendine göre geniÅŸ bir okuyucu yelpazesi vardır. Yazılarında kimi zaman erkeklere, kimi zaman de kadınlara, yaÅŸama biraz daha romantik bir gözle bakmanın ipuçlarını verir. İlk romanı ‘TutunuÅŸ’ta ise sanki böyle daha bir erkeklerin dünyasını anlatıyor. Dahası, aldatılan erkeklerin dünyasına bir göz atıyor.
Şöyle bir düşününce ve arkasından romanı okuyunca şaşırmadım desem yalan olur. Kadın-erkek ilişkileri masaya yatırıldığı zaman nedense hep erkeklerin kadınları aldattığı meselesi öne çıkar.
Filmlerde, romanlarda (Madam Bovary hariç) genellikle aldatılan, acı çeken hep kadınlardır. Günlük yaÅŸamda da farklı deÄŸildir aslında. Çevremizde hep kadınların aldattığı konuÅŸulur. Oysa gerçekler böyle midir? Erkekler de eÅŸleri tarafından aldatılıp, acı çekip, zırıl zırıl aÄŸlamazlar mı? İşte Halim Bahadır, ‘TutunuÅŸ’ta olaya böyle farklı bir açıdan yaklaÅŸmış.
Halim bey kardeşim, belli ki yazmadan önce, araştırıp etmişiniz. Çevremizde çok var mı eşleri tarafından aldatılan erkekler?
Posta’da bu konuları yazdığım zaman beni inanılmaz sayıda erkek okuyucu aradı. Ve çoÄŸu da genellikle üniversite bitirmiÅŸ çocuklar, 30′la 60 yaÅŸ arasında. Aldatılınca çok fazla yıkılmışlardı, bu beni biraz dürttü. Ama burada şöyle bir ÅŸey var. Ben kadına da, erkeÄŸe de tümüyle tarafsız bakıyorum. Her ÅŸeyden önce, gazeteciyim, okura saygım var. Åžimdiye kadar hep, kadınların erkekler tarafından aldatılması üzerine yazıldı, çizildi. Çünkü kadınlar konuÅŸur, aÄŸlarlar, birbirlerine destek verirler. KuÅŸkularını bile olmuÅŸ gibi konuÅŸurlar. Fakat, bunu bir erkeÄŸin bir yakınına bile söylemesi gerçekten zor ve inanın dünyanın her yerinde böyle, zordur bu iÅŸ, inanın.
Yani, erkek aldatıldığını çevresine anlatamaz mı?
Kesinlikle öyle. Zaten, ‘Bu benim başıma gelmez’ diye düşünür erkekler önce. Benim romandaki kahramanım da öyle. ‘Herkesin başına gelirdi ama onun başına gelmezdi’. Onun için yıkılıyor. Aslında bu toplumun kendi yaratmış olduÄŸu erkeklik imajına bir saldırı olduÄŸu için, erkek bunu kendi başına gelmedikçe pek önemsemiyor.
Pardon ama öylesine ayrıntılı ve şiirsel yazmışsın ki, sanki otobiyografik bir roman gibi olmuş.
Evet, bire bir romandaki kurgu gibi olmasa da, başımdan geçti böyle bir deneyim. Fakat aÅŸağı yukarı 10-15 erkeÄŸin başından geçenleri alıp bu romana koydum ve anlatılan her ÅŸeyin yüzde 99′u gerçektir. Ya ben yaÅŸamışımdır ya da baÅŸka birileri. Ama yaÅŸanmıştır bütün anlattıklarım.
Aldatılan kadın örneklerine baktığımız zaman ağlayan, üzülen, inleyen, intikam alan kadın tiplemeleri görüyoruz. Sizin romana bakarsak erkekler de bu konuda pek farklı değil.
Kadın her yerde daha fazla eziliyor. Erkek egemen bir kültür var ama kadınlar hayatın bazı alanlarında daha ÅŸanslı bence. ÖrneÄŸin bu alanda. Böylesine önemli bir hadiseyi gözyaÅŸları ve arkadaÅŸ dayanışmasıyla filan aşıyor. Toplum ‘Vah zavallı kadın’ diyor. Buna karşın, hiç kimse ‘Vah zavallı erkek’ demiyor. Aksine ‘Lanet herif, eÅŸine sahip çıkamadı’ diyor.
Erkekler neden bu konuda birbirlerine destek olmuyor sizce?
Bu erkeklerin maço bakışından kaynaklanıyor. Evli bir erkeğin bazı hataları yüzünden bir şekilde karısı başkasına ilgi gösterirse burada erkeğin ne suçu var ki? Eğer burada alçaltılmış bir durum, bir günah varsa bu yapanı ilgilendirir, niye erkek suçlanıyor? Toplumun dayattığı erkeklik imajı en önemli şey. Onu korumak lazım. Yere düşürmemek lazım. Erkeklik için en önemli şey.
Erkekler aldatıldıkları zaman, senin romandaki gibi gerçekten de derin üzüntüler yaşıyor mu?
Erkek bu durumda oyuncağını geri almaya çalışıyor. Oysa oyuncak kırılmış, mahvolmuş, geri gelemez. Gazetelerde görüyoruz çoğu erkek kadını öldürüp, sorundan kurtulmayı yeğliyor. İkinci seçenek ise yalvarmak. Bunların arasında bir tren gibi gidip geliyor. Toplumun dayattığı erkek imajına meydan okuyacak kadar gücü yoksa, ara istasyonlara gidip geliyor.
Romantik ama acılı
Halim Bahadır Trabzon Tonya doğumlu.
‘İstanbul Marmara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi’nden mezun olan Halim Bahadır 15 yıldır gazetecilik yapıyor. Sekiz yıldır Posta’da yazan Bahadır’ın ayrıca gazete yazılarından ve hikayelerinden oluÅŸan ‘Karanlıkta Dans Ediyorum’ ve ‘Büyüme Sakın Küçük Kız’ isimli iki kitabı yayımlandı. Halim Bahadır halen gazetedeki köşe yazılarında sıradan insanların açmazlarını, öfkelerini ve korkularını kendi üslubuyla kaleme alıyor.

Kimseden Yorum Yok!!!